APTALLIK KONUSUNA GİRİŞ

Son Güncelleme : 27 Nisan 2018 07:04
APTALLIK KONUSUNA GİRİŞ

Anooshirvan Miandji

Aptallık konusu hiç bitmeyen bir gündemdir, kendimize, başkalarına, yerli yersiz “aptal” deriz. Peki, bu aptallık neyin nesi? Oranı nedir? Kimler aptaldır? Aptallık iyi mi kötü mü? Birkaç bilgi paylaşmak isterim.

Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu kişiye aptal deriz (TDK). Ekonomi tarihi üzerine çalışırken dikkatini aptallık tarihi çekmiş İtalyan asıllı ekonomi profesörü Carlo Cipola (1922-2000), 1988 senesinde bir kitap yayınladı, “Hızlıca, ama daha hızlı değil” (İta: Allegro ma non troppo), işte o kitabında çok ilginç tespitlerde bulundu. En önemli tespiit aptalların toplumdaki yeri ile ilgili 5 yasasıydı:

1. Bir toplumda herkes çevresindeki aptalların sayısını olduğundan daha az tahmin eder.

2. Bir insanın aptallığı onun hiç bir başka özelliğiyle ilişkili ve orantılı değildir.

3. Aptal insan başkasına ya da başkalarına zarar veren ve bu arada kendisi de bir şey kazanmayan hatta ziyan edendir.

4. Aptal olmayanlar, aptalların gücünü hep daha az sanırlar. Genellikle aptal olmayanlar hangi koşulda olursa olsun, bir aptalla işbirliği yapmanın neye mal olacağını hesaplayamazlar.

5. En tehlikeli insan, aptal olandır.

Alman filozof ve şair Schiller der ki “Aptallıkla tanrılar da (dahi) çaresizce savaşırlar.” (Almanca orijinali: "Mit (der) Dummheit kämpfen Götter selbst vergebens." (Die Jungfrau von Orleans, III,6)

Şimdi maddeler hakkında kısa görüşler yazmak istiyorum:

1) Toplumda aptalların oranı genetik olarak %2 dir, yani doğuştan %2 aptal gelir. Yani aptalları %0 a indiremezsiniz.

2) Bu %2 hekim, mühendis, hukukçu, mimar olabilir. Yani sözgelimi bir hastanede 100 tane doktor varsa, 2 tanesi doğuştan aptaldır. Ancak eğitilerek aptalların sayısını artırmak mümkündür! Bir üniversitede 2000 hoca varsa, 40 tanesi aptaldır, alanı ne olursa olsun.

3) Biz aptalların kasıtlı olarak kendilerine ve çevreye zarar verdiklerini düşünürüz. Bu doğru değildir, çünkü aptal kendi varlığının bilincinden habersizdir ( lack of selfconsciousness), cahil kafa kendini incelerken cahil olduğu için kendini doğru inceleyemez. Biz çoğu zaman şu yanılgıyı yaşarız “…ya bırak….kendine faydası yok….ne yapabilir ki!”, işte o aptal “kuyuya bir taş atar, 40 akıllı çıkartamaz”.

4) Cehalet gelirken bedava gelir, giderken her şeyi götürür.

5) Çünkü ne zaman nerede ne yapıp ne yapmayacağını bilemezsiniz.

Peki, şimdi diyebilirsiniz ki madem toplumun %2 si doğuştan aptaldır, o zaman dünyanın en gelişmiş, en müreffeh toplumlarında da %2 aptal olmalı, peki orada niye aptallar zarar veremiyor. İşte işin “püf noktası” burası.

Bir örnek vereyim, İsveç’te yaklaşık 1800 civarında eczacı çalışmaktadır, %2 si eder 36 eczacı, işte bu 36 eczacıyı, toplum hiyerarşisinde mümkün oldukça aşağılarda tutmaya çalışırlar ki “ zararı en aza indirsinler”. Türkiye de 30000 civarı eczacı var, buda Cipolla’nın aptallık yasasına göre 600 kişi eder. Şimdi bu 600 kişi nerede? Asıl soru bu. Eğer bu 600 kişiden birileri yönetici, depo sahibi, fabrika sahibi veya etkin bir konumda ise, sadece o meslek grubuna değil, o meslek grubundan hizmet alan gruplara da zarar verir, üstelik “ zarar verdiğini bilmeden”.

Asıl ayırt edici çizgi şu olmalı, lütfen bunu unutmayın “ bir aptal, hiçbir çıkar beklemeden zarar verebilir ve bunun farkına bile varmayabilir.” Yani aptallarla ilişkide her zaman anlam aramak yersiz olabilir, “üretim hatası”, o kadar.

Yeni dünya düzeni de bunu körüklemektedir “özgürsün, akıllı olmakta değil, aptal olmakta özgürsün” diyor.

“Aptal olduğunu anlamayacak kadar aptal olanları” doğal bir zorunluluk olarak görüp, pasif değil aktif bir eylem planı yapmanız, sizin başkalarının ve hatta kendilerinin onlardan görecek zararı en aza indirmek mümkündür, yeter ki aptalları güçle birleştirmeyin.

Yayımcının notu: Bilgi yayınevi “Anooshirvan Miandji’yi şöyle tanıtmış: Uzman eczacı, dilbilimci ve mucittir. Uzmanlığını derece ile bitiren, ayrıca Tebriz, New York, Ankara ve Tahran'da basılmış kitapları bulunan ve Bilkent Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olan Miandji, bilimi basitleştirmenin, önemli olduğunun farkındadır.”

Kişisel bloq saysasında okuduğumuz şu ifadeler dikkatimizi çekiyor: “Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini arttırır.”, “Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.”

http://miandji.blogspot.com.tr/

Yazarımız Zahide Uçar’ın sosyal medyada paylaştığı yazıyı okumalı ve yazarı izlemeli.

Zahide Uçar’a teşekkür ederiz

Etiketler: aptallık

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle