Eğitim zenginleşmenin şartıdır; Ama hangi eğitim?

16 Ekim 2017 12:49
Eğitim zenginleşmenin şartıdır; Ama hangi eğitim?

Şerafettin Aşut, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Eğitim zenginleşmenin şartıdır; Ama hangi eğitim? 

Bazı kavramlara zaman zaman aşırı anlamlar yükler, hatta kutsallaştırırız. İşte o aşamadan sonra içi boşalsa da, o kavram bir kurtarıcı gibi hayatımızın merkezine yerleşse de aslında bir işe yaramaz. İşte o kavramlardan biri de EĞİTİM kavramıdır. Eğitim kavramına o kadar çok anlam ve önem yükledik ki, artık içeriğine bakmadan, nasıl bir eğitim olduğunu önemsemeden eğitimden bizi kurtarmasını, toplumun her derdine derman olmasını, ekonomide bizi zenginleştirmesini bekliyoruz. Eğitim kavramı kutsal bir inek değildir. Eğitim bir kabuk, içeriği ise özüdür. Biz özü unuttuk kabuğu ile avunmaya çalışıyoruz. Sonuçta dogmatik, tek taraflı verilen eğitimler de bir eğitimdir. Ama bir işe yarıyor mu? Neden birçok fakir ve gelişmemiş Müslüman ülkede eğitim olmasına rağmen, bu eğitim bir işe yaramıyor? Ya da bir teröristi de yapacağı eylemlerle ilgili eğitebilirsiniz. Sonuçlarını düşünmeden ezberler, öğrenir ve yapar…  Sonuçta eğitim sadece bir bilgi aktarımıdır. Önemli olan nasıl bir eğitim sorusunu sormaktır.

Evet, eğitim kavramı tek başına kutsal inek değil, tek başına çözüm değil. İçinde pozitif bilim olmayan, içinde karşıt düşünceler olmayan, içinde analitik ve eleştirel düşünce olmayan, sorgulamayan ve dahası evrensel ahlak değerleri olmayan bir eğitim bizim anladığımız anlamda kurtarıcı, toplumları yücelten, ülkeleri zenginleştiren, insanlığı geliştiren bir şey olamaz. Hele hele içinde müzik, resim, edebiyat gibi kültür ve sanat unsurları olmayan, yani hayal gücü, düşünme gücü, soyut düşünebilme gücü olmayan bir eğitim sadece bir kuru kabuktan ve kendimizi oyalamaktan ibarettir, yararı yerine zararı daha büyüktür. İşte Mısır örneği; 2015 itibariye Mısır’da ortalama eğitim süresi 7.2 yıl oldu. Türkiye’de ise 7,9 yıl. Süre anlamında büyük bir uçurum yok. Biz kendi durumumuzu kendimizce ne kadar yeterli görmesek de, Mısır ve Türkiye’nin hayat kalitesi, çağdaş değerleri, hukuk değerleri, özgürlükler, demokrasi, kültür ve sanat seviyesi, bilim seviyesi, ekonomik seviye ve ekonomiye bağlı ar-ge, patent, inovasyon, girişimcilik kavramlarının gelişimi, milli geliri, kadın hakları vesaire aynı düzeyde mi? Demek ki aynı eğitim süresi olsa da sonuçlar aynı olmuyor. Demek ki sadece eğitim bir çözüm değil, içeriği önemli…

“Sınavdan çok müfredata odaklanmalıyız”

Bundan dolayı eğer ülke olarak tek gerçek zenginliğimiz olan insan kaynağımızı nitelikli, kaliteli, ülkeye değer katan bir hale getirmek istiyorsak, sınav tartışmalarından çok müfredata, verilen eğitimin içeriğine odaklanmalıyız. Gelişmiş dünya artık tek taraflı anlatılan ders kavramından ço, proje bazlı ekip çalışmalarına yönelirken, yaratıcılığı arttıran, analitik düşünme gücünü arttıran bir müfredata ve uygulamalara yönelirken, teoriden çok uygulamalı ve üreterek öğrenme kavramları yükselirken, dört duvar sınıf yerine atölye tarzı üretim metotları artarken, biz adı sürekli değişen sınav tartışmaları ile zaman kaybediyoruz.

Gelişmiş dünya bilim ve mühendislik eğitimlerini ilk öğretime entegre edecek bir müfredat oluşturmuş durumda. Çünkü dünya yeni bir ekonomik devrime, Sanayi 4.0 denen bir yeniliğe doğru koşuyor. Adı her ne kadar sanayi 4.0 olsa da, bu devrim sadece endüstri ile sınırlı değil. İşin içinde Eğitim 4.0 var, Sağlık 4.0, Tarım 4.0, Turizm 4.0, Lojistik 4.0 var. Yani, hayatımızın her alanında;  eğitimden üretime artık dijitalleşme, robotik teknolojiler, akıllı cihazlar, yapay zeka ile çalışan aletler, bulut teknolojileri hakim olacak. Nesnelerin interneti ve robot–insan veya robot-robot iletişimin olduğu bir yaşam bizi bekliyor. Bugün liseye başlayan çocuklarımızın 10 yıl sonra ne iş yapacaklarını bilemiyoruz, çünkü teknoloji o kadar hızla değişiyor ve yeni meslekler yaratıyor ki…

Bu gün ilk okula başlayan çocuklarımızın gelecekte nasıl bir mesleğe sahip olacaklarını bırakın bilmeyi tahmin bile edemiyoruz. Bildiğimiz şey 20 yıl sonra bugün var olan mesleklerin yarısının olmayacağı ve henüz bilmediğimiz yeni yüzlerce mesleğin ortaya çıkacağı. O halde biz insanımızı neye ve hangi hedefe göre yetiştiriyoruz. İşte bundan dolayı eğitimde Endüstri 4.0 diyoruz. İşte bundan dolayı multi-disiplin denilen birden fazla farklı disiplinde eğitim almış esnek insan kaynağı diyoruz. İşte bundan dolayı MTSO eğitim projelerine bu kadar önem veriyor. Bundan dolayı MTSO ENDÜSTRİ 4.0 EĞİTİM VE UYGULAMA MERKEZİ Projemiz’i Bakanlığa gönderdik ve bunu Endüstri Bölgeleri Projesi ile entegre ederek, ENDÜSTRİ 4.0’ın gerektirdiği bu yeni eğitim içeriğinde rol model olmak istiyoruz. Aksi halde dünyanın ilk 10 ekonomisi hedefi imkansız olur. Hatta var olan yerimizi korumak bile mümkün olmaz. Bu bir var olma meselesidir. Bu bir ulusal güvenlik meselesidir ve bu yeni eğitim vizyonu bu ruhla ve bu ciddiyetle ele alınmalıdır. Konu sadece sanayi veya üç beş sektör değildir. Konu geleceğimizdir.

“Beklentimiz çok büyük”

Evet, Endüstri 4.0 robotik teknolojileri öne çıkartsa da, yapay zeka ve nesnelerin interneti ile sanki insana ihtiyaç duyulmayan bir dünyayı bize sunsa da, bu aslında tamamen doğru değil. Aslında Endüstri 4.0 insanların rutin yaptığı işleri, biraz sıkıcı, monoton veya tehlikeli olan işleri daha seri yapacak, verimliliği arttıracak ama yaratıcı yine insan olacak, yaratıcılık gerektiren, hayal gücü gerektiren şeyleri yine bizler yapacağız. Bizler yine kontrol eden olacağız. Bu anlamda bu yeni devrim insanı ortadan kaldırmıyor, iş tanımızı değiştiriyor. İşte bundan dolayı vereceğimiz eğitim bu insanı yaratmaya odaklı olmalıdır. Mavi yakalı ortadan kalkmayacak, sadece iş tanımı değişecek. Beyaz yakalı yok olmayacak iş tanımı ve iş yapış şekli değişecek. Yeni meslekler ortaya çıkacak. Hazır olmamız gereken şey aslında budur. Yoksa konu birkaç sektörde yüksek teknolojili bir üretimle beş kuruş daha fazla kazanmakla sınırlı değil. Konu sadece birkaç simülasyon yatırımı değil. Beklentimiz çok daha büyüktür. Bu devrim ve bu proje böyle algılanmalıdır. Elbette bunun için ciddi bütçeler gerekmektedir. Bu konuyu kavramayanlar için bu bütçeler büyük gelebilir. Ama konu geleceğimizdir, varlığımızdır. Bugün hazır olmazsak yarın değil, bu teknoloji hızı ile bir saat sonrası bile çok geç olacaktır.

Biz MTSO olarak gerekirse öz kaynaklarımızla bu işin peşindeyiz, projelerimizin takibindeyiz. Bunu daha çok anlatacağız, daha çok gündem yapacağız. Bu değişimin inşallah ülkemizde yine öncüsü olacağız.

 

Şerafettin Aşut 

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası 

Yönetim Kurulu Başkanı 

Etiketler: eğitim, Şerafettin Aşut

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle