Mersin’in hekimleri meslek odanıza sahip çıkın

Son Güncelleme : 14.04.2018 17:04

Ender Erdemil



Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi: Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin operasyonuna karşı çıkarken savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu ilan etti. Bildirileri şu cümleyle son buluyor: “Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır. Savaşa hayır, barış hemen şimdi!"

Türk Tabipleri Birliğinin yönetimini oluşturan hanımların ve beylerin savaşa karşı tutumları haklı ve sevimli gibi görünse de samimi değildir.

PKK/PYD’ye karşı mücadeleyi savaş sayıp, PKK/PYD’yi de savaşın tarafı gören bu hanımlar ve beyler, PYD/YPG'nin Tel Abyad’da yaptığı etnik temizliği; yapılan BM raporuyla da belgelendiği halde, halk sağlığı sorunu saymamışlardı. Saysalardı duyardık.

Keza, PKK’nın masum sivillere yönelttiği saldırılarında terörü lanetlerken, teröristin adını koymaktan özenle kaçındılar. Oysa saldırıları PKK’nın yönelttiği gün gibi aşikardı…

Bu beyler ve hanımlar, Kobani’ye namı diğer Ayn El Arab’da kanton kurmak isteyen PKK/PYD’ye sağlık desteği vermeye gittiler.

Ülkemizin Güneydoğusunda bağımsız devlet kurup, hem toprak talep edecek, hem de Türkiye halkı için sağlık sorunu yaratacak PKK/PYD’yi desteklemekten kaçınmadılar.

Bu hanımlar ve beyleler, Nusaybin'de hendekleri, barikatları aşamadıkları için hastaya, yaralıya ulaşamayan Ambulansları Türk Silahlı Kuvvetlerinin engellediğini ileri sürdüler. PKK'nın yaktığı, kurşunladığı ambulansları ve bu ambualanslarda canı tehlikeye düşen hekimleri görmediler...

Yol kesen PKK'lılar hekim arkadaşlarını öldürdü. Arkadaşımızın katili PKK'dır diyemediler...

İnsan sağlığını koruma konusunda bu kadar seçici davranan bu hanımlar ve beyler, Türk hekimlerinin meslek odasını itibarsızlaştırdılar.

Öyle itibarsızlaştırdılar ki Çanakkale savaşında Tıbbiyenin 1. Sınıf öğrencilerini tamamen yitiren, Birinci Dünya Savaşı boyunca Tıbbiye mezunlarının yarısın şehit veren hekimlerin meslek odasının adının önündeki Türk tanımının kaldırılması gündeme geldi.

Bu yetmedi, hacamatçılar, meslek odalarınca itibarsızlaştırılmış hekimlere rakip olduklarını açıkça ilan ettiler. Hekimler karşısında seçenek olmayı başardıkları bile söylenebilir…

Hekimleri bu kadar itibarsızlaştıran bu meslek odası yöneticisi hanımlar ve beyler gerçekte odaya kayıtlı hekimlerin çok azının oylarıyla işbaşına gelmişler. Yani hekimlik mesleğini temsi etme özelliği taşımıyorlar.

Örneğin, Mersin Tabip odası yöneticileri odaya kayıtlı 1750’den fazla hekim varken, 146 oyla iş başına gelmiş.

Demek ki, kendilerini temsil edemediği halde itibarsızlaştırabilen oda yönetimlerinin işbaşına gelmesinde, genel kurullara katılmayan, odalarının yönetiminde söz sahibi olmayı düşünmeyen hekimlerin de sorumluluğu var.

Geçtiğimiz hafta hekimlere itibarlarını yeniden kazandırma konusunda bir girişime tanık olduk. Farklı siyasi görüşlere sahip pek çok hekim, hekimlik mesleğinin yüceltilmesi için bir araya gelerek Cumhuriyet Hekimleri Birliğini oluşturdu. Bir basın toplantısıyla da Mersin Tabip Odasının yönetimine talip olduklarını açıkladılar.

Basın Toplantısında, Afrin harekatına destek vermenin bir milli beka sorunu olduğunun altını çizip, harekata karşı çıkan Türk Tabipleri Birliği yöneticilerini ağır bir dille eleştirdiler. Türk adını taşımaya devam edeceklerini ilan ettiler.

Meslek odalarının, Türk Tabipleri Birliğince, emperyalist güçlerin ayrıştırma politikasının bilerek veya bilmeyerek aktörü gibi davranan, mikro milliyetçi tutum ve söylemlerde bulunan bir hekim örgütüne dönüşmüş olmasını” kaygıyla izlediklerini: Türk Tabipleri Birliğinin Emperyalizmin oyunları ve nihai hedefi konusunda kafa karışıklığına son vermek ve Milli bir duruş sergilemek için Yönetime aday olduklarını bildirdiler.

Bu durumda Mersin’in hekimlerine önemli bir görev düşüyor. Yarın yapılacak Mersin Tabip Odası Genel kuruluna katılarak meslek odalarına sahip çıkmak.

Bunu yapmak vatan borcudur…