NÂZIM’IN ŞİİRLERİ DOLAYISIYLA

14.05.2018 23:46

Bertan Onaran



Marx’la Engels emeğin sömürülmesini gözler önüne sererken. Başta İngiltere, bütün Avrupa dünyayı yağmalayıp artı değerlere Avrupa’ya taşımış, buharlı makinayı bulmuş, yeni bir evreye geçiyordu; dolayısıyla öncelikle üretimlik işçileri, sınırsız çalışma saatini 8 saate indirebilmek için ölüm kalım savaşı veriyordu; kim bilir ne acılar çekildi, ne canlar verildi?

Ama öngörülü insanlardan biri, Marx’ın damadı Paul Lafargue daha o günlerde uyarmış:sakın 8 saat çalışmayın, 4 saat yeter, öbür 4 saati düş kurmaya, sevdiğiniz şeyi yapmaya ayırın, demiş; anamalcı sülükler bunu dinler, dinletir mi?

Şimdi yeryüzünde bunu uygulayan tek bir ülke var, Küba; zaten Küba toplumculuğun temel ereği olan yeni insanı yaratmayı başarmış; kuralcıların işçi, işçi sınıfı dediğini genişletmiş,emekçi kavramına geçmiş; Fidel’den tutun çöpçüye dek herkes emekçi: gelir hakça paylaşılıyor, Fidel 50 dolar cep harçlığı alıyor, bir hekim de 30.

Biliyorsunuz Nâzım’ın şiirlerinden biri “makinalaşmak istiyorum”; büyük ozan bu şiiri yazarken sanırım toprakla birlikte alınıp satılan Rus köylülerini düşünüyordu; 20. Yüzyıl dirimbilimcileri, insanın makinalaşmasının ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdiler – ama kimin umurunda?

Şarlo’nun Yeni Zamanlar filmini anımsarsınız; bir üretimlikte, kayar tezgâhın başında, gözde oyuncularından iri yarı biriyle yan yanadır Şarlo; büyük ağabey işveren camlı bir odadan hepsini izler çişe gittikleri zaman bile, ve zaman zaman uyarır; Şarlo o kadar makinalaşır ki, çalışma bittikten sonra da elindeki araçlarla somun sıkmayı sürdürür, giderek bir hanımın düğmelerini bile sıkıştırır.

Sözün kısası insanın makinalaşması değil, tersine bilinçli, duyarlı, paylaşmacı insan kalması germektedir.

İkinci ünlü şiir Akrep Gibisin Kardeşim; şiirin sonunda “ kabahat senin/ demeye de dilim varmıyor ama- kabahatin çoğu senin kardeşim, der.

Oysa, insanda beyin hücreleri, doğuma üç ay kala oluşmaya başlar; doğduktan sonra 6 ay daha sürer; oluşan hücrelerin – arada kalıtımsal bir kaza olmamışsa – uyanıp işlev yüklenmesi 4 yaşında % 80 tamamlanır; onun için kişiliğin oluşmasında ilk 4 yaş çok önemlidir: 16 yaşında hücrelerin uyanması tamamlanır; ama burada çok önemli bir nokta belirir: 16 yaşından sonra görev verilmeyen hücreler uykuya yatar, bir daha uyanmaz – dünyanın % 90’ı bu durumdadır şimdi.

Ayrıca insan beyni yarattığı bilgisayara benzer; sayar makinası alındığında cici bir kasadır; gerekli izlenceler yüklenmezse, iş göremez; oysa şimdi insan beyni bırakın yaşaması, gezegeni koruyabilmesi için gerekli bilgileri, tersine yığınla abur cuburla, öldürücü safsatayla dolduruluyor.

Bu açıdan, Türklerin % 60’ı aptaldır diyen amca da korkunç yanılmış, tam anlamıyla ırkçılık, kıyıcılık yapmıştır.

Nâzım, “onlar ki…” şiirinde de “ve onlar ağır ellerini toprağa basıp doğruldukları zaman…” der; oysa bugüne dek dünyanın hiçbir yerinde, önlerine düşen okumuş kentli aydınlar, Marx, Lenin, Mao, José Marti, Simon Bolivar, Atatürk, Fidel olmadan emekçiler ağır ellerini yere basıp doğrulamadı.

Güzel atasözümüz: ne ekersen onu biçersin der; iyi, doğru tohum serpmek gerekiyor insan beyni denen tarlaya da, küresel tarlaya da; bıkıp usanmadan yineliyorum: bunu şimdi yalnız 11 milyoncuk Küba başarıyor.

Bertan Onaran