Ufukta savaş görünüyor

Son Güncelleme : 10.05.2018 22:05

2011 Kasım ayında yayınlanan bu yazıda bugün olacakları bir kaç küçük hatayla anlatmışız. O günlerde kimsenin dikkatini çekmeyen bu yazımız bugüne ışık tutar. Bugüne nasıl gelindiğinin anlatımıdır. Ender Erdemil



ender erdemil

Aynı gün, 2 Kasım’da  dünyanın değişik ülkelerinde yayımlanan internet gazetelerde yer alan üç haber, İran’ın başına getirileceklerin habercisiydi sanki. Haberlerden biri, (CSM-Scott Peterson)Türkiye’nin kalkan yumruğunun İran’ı Arap baharının dışında bıraktığını anlatıyordu. Bir diğer haber, (Haaretz.com) Netanyahu’nun hükümete İran’a yapılacak saldırırıya destek vermesi için için baskı yaptığı başlığını taşıyordu. Üçüncü haber bu iki haberden de daha ilginçti. Haberde İngiliz yetkililerin, ABD’nin İran’a yapacağı muhtemel bir saldırıya destek verme çalışmaları yaptıkları bilgisine yer verilmişti.

CFR resmi internet sitesinde 30 Ağustos 2011 tarihinde yayınlanan bir söyleşi İran için düşünülenler hakkında daha fazla bilgiye ulaştırdı beni. Özetle, Suriye’de Esad rejiminin çöküşünün İran rejimi için dehşet rüzgarları estireceğinden söz ediliyordu. Bu yolla Lübnan’da Hizbullah’ın da gücünü kaybedeceği, Lübnan’da barışın sağlanacağı da söylenenler arasındaydı. Hemen belirtmekte yarar var, Lübnan tarihinde en uzun süreli barış ortamını Hizbullah’ın iktidarda söz sahibi olduğu son yıllarda yaşamıştı.

CFR resmi internet sitesinde bir de rapora rastladım. Elliot Abrams tarafından hazırlanan rapor, (Center for Preventive Action) önleyici hareket merkezi adına düzenlenmiş, 24 Ekim tarihinde yayımlanmıştı. Amerika’nın Suriye’deki Seçenekleri başlığını taşıyan raporda Esad rejiminin devrilmesi için ne gibi seçeneklerden yararlanılabileceği anlatılıyordu.

Seçenekler arasında bir tanesi vardı ki, önümüzdeki günlerde veya aylarda bölgemizde havanın nasıl ısıtılacağının işaretlerini taşıyordu.

Seçenek özetle şöyle anlatılıyordu: Suriye ordusundaki komutanlara halkınızı öldürmeyi reddedin. Esad’a karşı çıkın denmeliydi. Bunu yapabilecek ülkeler de Türkiye, Ürdün ve Fransa’ydı.

Başbakan Erdoğan’ın BOP Eş-Başkanı olarak Türkiye’ye verildiğini söylediği görevin ne olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.

ABD’ni planı

Hemen söyleyelim. ABD, İran’a ve Suriye’ya karşı aynı zamanda başlatılacak bir savaş planlıyor. Ancak bu yolla Suriye ve İran’ı yenilgiye uğratabileceğini düşünüyor.

Ancak, Rusya’nın Suriye’ye verdiği destek, Rusya ve Çin’in İran’la sürdürdükleri ekonomik ilişkiler ABD’nin göze alamayacağı riskleri doğuruyor. Bu nedenle de savaşı taşeronlar eliyle yaptıracak.

Kimler savaşacak? 

Yukarıda anlattıklarımız müttefiklerin hangi ülkeler olduğunu ortaya koydu. İran’a saldıracak olan ülkelerin İsrail ve İngiltere (İngiltere’nin 1953 yılında Musaddık yönetiminin devrilerek, yerine Şahın getirildiği Ajax planı deneyimi de var.) olduğunu yinelemeye gerek yok. Bunlara PKK/PEJAK destek verecek.

Suriye’ye gelince, Türkiye ve Fransa Suriye’ye karşı yürütülecek savaşın asıl kahramanları olacak. PKK’da bu savaşın içinde müttefiklerin safında yer alacak.

Savaşa nasıl hazırlanıldı?

İran

2009 Yılında Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Baradey, İran’ın nükleer silah yapma kapasitesinin olmadığını söylemişti. Yerine getirilen Yukiya Amano’nun ABD’nin memuru olduğunu dünya biliyor. Görevini yaparak İran’ın nükleer başlık üretme faaliyetlerine girdiği yolunda düzme bir rapor yayınladı. Yukarıda İran’a karşı savaş hazırlıklarıyla ilgili gazete haberlerinin tarihini vermiştik. Rapor bu tarihten bir hafta sonra yani 8 Kasım günü yayınlandı. İran’ın nükleer silah üretme faaliyetleri açıklanmadan savaş hazırlıkları başlamıştı.

Füze kalkanı projesi de bu hazırlığın en somut olanıdır. İsrail’i korumak için konuşlandırılan füze kalkanı, var olan bir tehdide karşı değil, Saldırılarak tehdit haline getirilecek İran’a karşı savunma amaçlıdır.

Suriye

Suriye’ye karşı savaşın hazırlanması oldukça meşakkatli oldu. Bu yılın Nisan ayından bu yana yapılan düzmece haberlerle kamuoyunda Esad Rejimine karşı düşmanlık yaratılmaya çalışıldı. Ancak bu haberlerin kamuoyu yaratılması konusunda çok başarılı olduğu söylenemezdi. Geçtiğimiz günlerde, Elçiliğimize yapılan saldırı, Atatürk resmine ve bayrağımıza karşı yapılan çirkin saldırı Türkiye’de Esad rejimine karşı kamuoyu  oluşturmaya yöneliktir. (Savaş ihtimali şimdilik yoktur. Küresel güçler Suriye ile ilgili planlarını ertelemiştir diyen arkadaşlarımıza da duyururuz) Zira Türk Silahlı Kuvvetlerinin tasfiye edilmesinden sonra Komşu ülke halklarına kardeşlik duygusu besleyen halkımızın da Esad rejimine düşmanlık duyması sağlanmalıydı. Suriyede benzer olaylar tekrar göndeme gelecektir. Atatürk resmine ve bayrağımıza karşı yapılanları hazmedemeyen Başbakan, işi savaşa kadar gütürecektir. Plan budur.

3. Dünya savaşı çıkar mı?

İran’a ABD’nin saldıracağını düşünen pek çok araştırmacı, 3. Dünya savaşının çıkabileceği endişesini taşıyor. Ancak araştırmalarımız ABD’nin bu savaşa Eş-Başkanlarını süreceğini gösteriyor. Büyüyecek olsa da ABD’nin savaşı asya kıtasının dışına taşırmamaya özen göstereceğini söylemek yanlış olmaz. Ancak, İran ve Suriye’ye karşı başlatılacak eş zamanlı bir savaşın bu ülkelerde kalmayacağını, tüm bölgeye yayılacağını, uzun süreceğini, bölge halklarına kan ve gözyaşı getireceğini görmemiz gerekir. Bu savaşa karşı çıkmak, başlatılmasını engellemek her ülke insanı için bir yurttaşlık görevidir. Yurttaşlıktan öte bir insanlık görevidir.