Suç ve Ceza

Son Güncelleme : 03 Aralık 2017 17:12
Suç ve Ceza

Ender Erdemil - Gazeteciler, yayınlarında küçük düşürme, aşağılama amacı taşımadıkları sürece onlara bu suçun yüklenmesi AHİM İçtihatlarıyla olanaksızlaştırılmıştır

Dostoyevski'nin bu eserini okumanızı öneririm. Dostoyevski konuyu ahlak açısından ele alıyor. Yazdıkları; ölümünden yüz yılı aşkın bir süre sonra, yüze yakın kişiyi ihbar eden, kendisi de ihbar ettiği kişilere yüklediği suçtan yargılanıp hüküm giymiş bir kişinin yaşam biçimiyle yakından ilgili.

Bizim konumuz bu değil. Basın yoluyla işlenen hakaret suçu üzerinde çalışacağız.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2013 yılındaki bir kararında: “Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu değerlerden birinin diğerine üstün tutulması (…) Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır.” Saptaması yapmış. Karar basının haber verme özgürlüğünü şöyle genişletiyor: “O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.” Kararda kamuoyunun bilgilendirilmesinin de kamu yararına olduğu belirlenmiş…

Basın yoluyla işlenen hakaret suçu da TCK Madde 125’le düzenlenmiş. 5187 Sayılı basın kanununun 3 maddesi de basının haklarını düzenler. (özetle) Bilgi yayma, açıklama ve yorumlama hakkının kabulü için değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olmasıyla açıklanmasında kamunun ilgisinin ve yararının bulunmasını esas alır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016 yılındaki bir kararında bu sınırın tanımını yapmış: “Kabul edilmelidir ki basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmaya hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.”

Aynı kararda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarına da atıf yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi siyasetçilere yönelik eleştiri sınırını genişletiyor: “Bir siyasetçiye yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırına göre daha geniştir. Bir siyasetçi, özel şahıstan farklı olarak her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde gazetecilerin ve halkın denetimine açar, bu sebeple daha geniş hoşgörü göstermek zorundadır. (…) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesi açıklanan görüşlerin ve bilgilerin özünü değil iletiliş biçimini de koruma kapsamına almaktadır.”

Sunuş biçiminden kasıt, şiir, düzyazı, resim, karikatür, fotoğraf müzik, tiyatro vb her türlü sunuş biçimidir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçthatlarında ifade özgürlüğüne verdiği değeri de şöyle aktarıyor:”İfade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değil; incitici, şoke edici yada endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AHİM’e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.”

Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararında Avrupa İnsan hakları Mahkemesinin içtihatlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.Maddesinin 2. Paragrafındaki sınırlamayı da dar yorumladığını aktarıyor: “(…) Bir kamu makamının ifade özgürlüğüne yaptığı “müdahalenin gerekliliğini” mutlaka ikna edici bir şekilde açıklamalıdır.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatlarıyla basının ifade özgürlüğü genişletilirken basın yoluyla “somut bir fiil ya da olgu isnat edildiğinin” kabul edilmesinin sınırı da daraltılmıştır. 

Görüldüğü gibi gazeteciler, yayınlarında küçük düşürme, hakaret ve aşağılama amacı taşımadıkları sürece onlara bu suçun yüklenmesi AHİM İçtihatlarıyla olanaksızlaştırılmıştır.

Ben bunları niye anlattım? Bunlar ne işimize yarayacak?

Bu bilgiler aleyhimize açılan pek çok hakaret davasında işimize yarayacak olsa da; var olan koşullarda, şikâyetçi yüce bir makamı temsil ediyorsa, hiçbir işimize yaramayacağı yaşanarak görülmüştür.

3 Aralık 2017

Etiketler: Basın özgürlüğü, adil yargılanma hakkı,

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle